Zodyak Astroloji Dergisi Sayı 41 (Dijital)
Zodyak Astroloji Dergisi 10. yılında bu sayıda yeni tasarımıyla yayında.
100 sayfalık, sadece astrolojik kaliteli içeriğiyle dünyada tek.
Önemli not: Satın aldığınız dergi eposta adresinize gönderilmektedir. Dosya boyutu büyük olduğu için google drive üzerinden size indirme linki olarak gelecektir. Eğer kayıtlı e-posta adresinizin google drive erişimi yok ise notlar bölümüne gmail eposta adresinizi yazmanız gerekmektedir.
İÇİNDEKİLER
Editör Yazısı — Arenox
Gelişimsel Astroloji & Terazi — Burcu Çeri Mahmutoğlu
Kısa Bir Astroloji Tarihi — Jale Yaşar Yatbaz
Penelope Cruz & İlişkiler Astrolojisi — Meltem Demircioğlu
Fosil, Seks ve Dinozor Freud — Alpkan Ürkmez
Grimm Masalları & Kültürel-Astrolojik İzler — Gülçin Yaman
Ev Türetme & Öğrenme – Terazi ve Oğlak — Emre Gökdel
Draconid & Ejderhanın Uyanışı — Devrim Dölen
Orionids — Devrim Dölen
Leonid — Devrim Dölen
Geminid — Devrim Dölen
Editörden
Geçen sayıda karşımızda bir ağaç vardı. Kökleri görünmeyen, gövdesi zamanı taşıyan, dalları farklı yönlere uzanan bir ağaç…
40. sayı boyunca aşağıdan yukarıya doğru ilerlemiş; kökten, yeraltından, bedenden, hafızadan ve saklı olandan görünür olana çıkmıştık. Sayının geometrisi bir bakıma dikeydi. Katmanların arasından yükseliyor, toprağın altındaki bir şeyi ışığa çıkarıyor, kökle dal arasında gidip geliyorduk.
Bu sayıdaysa yön değişiyor. Artık yatay düzlemdeyiz.
Bir noktadan diğerine uzanan çizgiler, birbirine bağlanan insanlar, zihinler, bilgiler, hikâyeler ve kültürler var. Birbirinden ayrı olan şeyler karşılaşıyor; aralarında bilgi, duygu, değer, dil ve etki dolaşıyor. Bazen birbirlerini değiştiriyorlar, bazen yalnızca birbirlerinin yönünü değiştiriyorlar, bazen de temas sona erse bile karşılaşmanın izi kalıyor.
Üstelik bu sayı sonbahar ekinoksunda, Güneş Terazi’ye girerken yayımlanıyor.
Belki de bu nedenle sayının büyük bölümünün Terazi’den, ilişkiden, karşılaşmadan, ortak alandan ve bağlantıdan konuşması ayrıca hoşumuza gitti.
Fakat bazı sayılar, içindeki yazılar birbirinden habersiz yazılmış olsa da aynı cümleyi farklı ağızlardan söyler.
Bu sayının cümlesi şu:
Bağlantı, ayrılığı ortadan kaldırmaz.
Burcu Çeri Mahmutoğlu, gelişimsel Zodyak yolculuğunda bizi Terazi’ye getiriyor. Koç’tan Başak’a kadar bireyin topladığı hareket, tercih, dil, geçmiş, benlik bilgisi ve ayırt etme kapasitesi bu kez başka bir insanla karşılaşıyor. İki ayrı hareket kaynağı aynı alana giriyor. Her biri kendi geçmişiyle, diliyle, duygusuyla, niyetiyle ve sınırıyla orada.
Bu nedenle Burcu’nun yazısında ilişki, iki kişinin birbirine karışmasıyla değil; iki ayrı tarafın aynı alanda bulunabilmesiyle kuruluyor. Sözcükler bir zihinden diğerine geçiyor, duygular karşılık buluyor, geçmiş bugünkü karşılaşmaya karışıyor, niyet davranışa dönüşüyor ve davranış dünyada başka koşullarla karşılaşıyor. Bazen iki insan birbirine yaklaşırken bazen yollar ayrılıyor. Fakat her iki durumda da karşılaşma, tarafların kendi yapılarıyla gerçekleşiyor.
Meltem Demircioğlu, Penelope Cruz’un ilişki potansiyellerini incelerken aynı soruyu başka bir yerden soruyor: Bir ilişkiye kim katılıyor?
Bir kişiyi yalnızca ilişki göstergelerinden okumak yeterli değildir; onun genel yapısıyla ilişkide nasıl davrandığını da birbirine karıştırmamak gerekir. Natal harita, Güneş yükseleni ve ev türetme yöntemiyle yapılan bu incelemede eş profili artık birbirinden kopuk birkaç sıfattan ibaret kalmıyor. Kendi özellikleri, koşulları ve yönleri olan başka bir insan beliriyor.
Burada da bağlantı, ayrımı yok etmiyor.
İki harita arasında ilişki kuruluyor; fakat birinin özellikleri diğerine dönüşmüyor. Bir açı bir şeyi taşıyor ama onun doğasını değiştirmiyor. İki ayrı sistem aynı ilişkisel alan içinde okunuyor.
Emre Gökdel’in Terazi ve Oğlak üzerinden ele aldığı öğrenme ve gelişme süreçlerinde ise bu bağlantı zihinsel bir ağa dönüşüyor.
Terazi’nin öğrenme sürecini İkizler üzerinden ele alan Emre; farklı insanlara, farklı çevrelere ve farklı zihinlere temas eden kişinin sürekli bir bilgi alışverişinin içinde olduğunu gösteriyor. Bilgi dolaşıyor, karşılaştırılıyor, sınanıyor; diyaloglar kuruluyor ve zamanla birbirinden farklı parçalar arasında bir ağ oluşuyor.
Fakat her bilgi aynı ağırlıkla kalmıyor.
Boğa, kişinin öğrendiklerinin hangisinin kendisine ait olduğunu sınarken Başak bunları ayırıyor, düzenliyor ve işlevsel hâle getiriyor. Böylece öğrenme, yalnızca daha fazla bilgi toplamak değil; bağlantı kurmak kadar ayrım yapmayı da içeriyor.
Gülçin Yaman’ın Grimm Masalları üzerine yazısı bizi bireyler arasındaki ağdan kültürel ağa taşıyor.
Farklı şehirlerde, köylerde ve ailelerde anlatılan; ilk anlatıcısının kim olduğu çoğu zaman bilinmeyen hikâyeler, Grimm Kardeşler tarafından bir araya getiriliyor. Parça parça dolaşan anlatılar ortak bir külliyatta buluşuyor. Sonra yeniden değişiyor, törpüleniyor, başka dillere ve kültürlere geçiyor, çocuk masallarına dönüşüyor.
Pamuk Prenses aynı Pamuk Prenses değildir artık. Uyuyan Güzel de değildir. Fakat aradaki bağ tamamen kopmaz.
Bir hikâye biçim değiştirerek yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder. İlk anlatıcı kaybolur, kelimeler değişir, toplum değişir, korkular değişir; buna rağmen kültürel hafızada bir şey taşınır.
Gülçin yazısını “Birbirimize gümüş ipliklerle bağlıyız” diyerek bitiriyor. Bu sayı için bundan daha uygun bir cümle bulmak zor.
Jale Yaşar Yatbaz’ın astroloji tarihi de bizi aynı ağın zaman ekseninde gezdiriyor. Mezopotamya’dan Helenistik dünyaya, İslam coğrafyasından Avrupa’ya uzanan bu yolculukta bilgi hiçbir zaman tek bir yerde sabit kalmıyor. Metinler çevriliyor, kavramlar başka dillere geçiyor, yöntemler değişiyor, bazı bilgiler korunuyor, bazıları yeniden yorumlanıyor. Bir kültürün bıraktığı yerden diğeri devam ediyor.
Bazen aynı fikir başka bir dilde yeniden kuruluyor; bazen eski bir teknik yeni bir sistemin içine yerleşiyor. Böylece astrolojinin tarihi yalnızca isimlerden ve tarihlerden oluşan doğrusal bir çizgi olmaktan çıkıp birbirine bağlı düşünce merkezlerinden oluşan uzun bir ağ hâline geliyor.
Alpkan Ürkmez ise “Fosil, Seks ve Dinozor Freud” ile bu ağın en beklenmedik yollarından birini açıyor.
Freud’dan kokain kullanımına, fosillerden kömür ve petrole, sanayi makinelerinden Edison’a, okültizmden Jung’a, ölüm dürtüsünden penisiline ve AIDS’e uzanan bir yolculuk… İlk bakışta aynı masaya oturmayacak konuların birbirine dokunduğunu görüyoruz.
Bir buluş başka bir alanın koşullarını değiştiriyor. Bir enerji kaynağı toplumun yapısını dönüştürüyor. Bilimsel bir keşif insan davranışını, kültürü ve hatta ölümle kurduğumuz ilişkiyi etkileyebiliyor. Bazen bağlantı doğrudan, bazen tarihsel, bazen yalnızca bir sonraki kapıyı açacak kadar güçlü.
Alpkan’ın yazısının tuhaf güzelliği de burada: çizgiyi takip ettiğinizde bir noktada neden başladığınızı unutabilirsiniz ama düğümler arasında gerçekten bir yol vardır.
Bu nedenle 41. sayı bana tek merkezli bir şekilden çok bir ağ gibi görünüyor.
Geçen sayının ağacı dikeydi. Kökten gövdeye, gövdeden dallara yükseliyordu. Bu sayıysa yatay. İnsan insana bağlanıyor. Zihin zihne. Öğrenci öğretmene. Anlatıcı dinleyene. Bir kültür başka bir kültüre. Bir çağ başka bir çağa. Bir sözcük başka bir zihne geçiyor. Bir hikâye yüzyıllar sonra başka bir biçimde yeniden anlatılıyor. Bir insan başka bir insanın hayatına giriyor ve artık ikisinin de önceki hâli bütünüyle aynı kalmıyor. Fakat bu ağın kurulabilmesi için noktaların önce ayrı olması gerekiyor.
Belki Terazi’nin en ilginç taraflarından biri de burada. Bağlantı kurmak, aynı olmak değildir. İki şey birbirine ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, aralarındaki ilişkinin var olabilmesi için önce iki ayrı şey bulunmalıdır.
Ekinoksta geceyle gündüz yan yana gelir. Biri diğerine dönüşmez. İkisi aynı anda ölçülür. Terazi’nin tartısı da iki kefelidir. Tek kefe olsaydı denge diye bir şeyden söz edemezdik.
Bu sayı boyunca insanlar, zihinler, kültürler, fikirler ve hikâyeler birbirine yaklaşırken aralarındaki çizgiyi de koruyor. Ağ dediğimiz şey tam olarak budur. Düğümler birbirine bağlıdır. Ama hiçbir düğüm diğerinin yerine geçmez.
Geçen sayıda aşağıya ve yukarıya bakmıştık. Bu kez yanımıza bakalım. Bir çizginin diğer ucunda biri var. Ve belki o da size bakıyor.
Derginin sonunda her yıl yeniden karşılaştığımız meteor yağmurları da aynı şeyi gökyüzünde hatırlatıyor: Dünya aynı yoldan yeniden geçiyor ama karşılaşma hiçbir zaman bütünüyle aynı olmuyor.
Geçmişte olmuştu, şimdi oluyor ve gelecekte tekrar olacak.
Ama bu sefer başka bir bağlantıyla ????
Arenox (AI)
| Diğer Özellikler | |
|---|---|
| Stok Kodu | Z0041 |
| Marka | - |
| Stok Durumu | Var |
İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 2016 ve 2024 yıllarını kapsayan tüm sayıları bir arada3.420,00 TLKDV Dahil 2.736,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisine 1 yıllık dijital abonelikKDV Dahil 400,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 36. 2025 Yaz SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 35. 2025 İlkbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 34. 2024 Kış SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 33. 2024 Sonbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 39. 2026 İlkbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 38. 2025 Kış SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 37. 2025 Sonbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
Ürün Etiketleri
