Zodyak Astroloji Dergisi Sayı 40 (Dijital)
Zodyak Astroloji Dergisi 10. yılında bu sayıda yeni tasarımıyla yayında.
100 sayfalık sadece astrolojik kaliteli içeriğiyle dünyada tek.
Önemli not: Satın aldığınız dergi eposta adresinize gönderilmektedir. Dosya boyutu büyük olduğu için google drive üzerinden size indirme linki olarak gelecektir. Eğer kayıtlı e-posta adresinizin google drive erişimi yok ise notlar bölümüne gmail eposta adresinizi yazmanız gerekmektedir.
İÇİNDEKİLER
Editör Yazısı - Arenox
Güncel & İkizler’de Mars-Uranüs - Kolektif
Güncel & Jüpiter Aslan’da - Burçin Yalçın
Vaka & Bir Ağacın Yıkılışı - Hacer İnanç
Güncel & Metallica Gizlice Denizli’de - Yasemin İnce
Coğrafi & Bir Karşılaşmanın Coğrafyası - Meltem Demircioğlu
Hikâye & Kumlar ve Orak - Alpkan Ürkmez
Portre & Matt Damon Eve Dönüyor - Gülçin Yaman
Vaka & Transitlerle Tüp Bebek - Çağla Çınar Müminoğlu
Arkeoloji & Hygeia’nın Güneş’le Buluşması - Yasemin İnce
Ev Türetme & Öğrenme – Koç ve Yengeç - Emre Gökdel
Editörde
Merhaba sevgili okur,
Geçen sayıda eşiğin ötesine geçmiş ve kapıları birlikte açmıştık. Yer altına, gölgeye, görmediğimiz ama etkisini taşıdığımız katmanlara bakmıştık. O sayıda kapı sembolizmi yalnızca bir anlatı unsuru değil, göğün mimarisine ait bir geçit olarak çalışıyordu.
Bu sayıdaysa kapıdan sonra neyle karşılaştığımızı görüyoruz.
Karşımızda bir ağaç var.
Kökleri görünmeyen, gövdesi zamanı taşıyan, dalları farklı yönlere uzanan bir ağaç. Bazı dallarında Mars–Uranüs var; bazılarında Hygieia, tüp bebek, Metallica, coğrafi astroloji, Matt Damon, kumlar ve orak… Bazı dallar ışığa uzanıyor; bazıları yer altından, bedenden, hafızadan, kayıp bir evden ya da henüz kelimeye dönüşmemiş bir deneyimden besleniyor.
Bu sayı, ilk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen yazılardan oluşuyor. Bir sınavda yazılmış Mars–Uranüs yorumları, Jüpiter’in Aslan’a geçişi, devrilen bir ağaç, gizlice Denizli’ye gelen Metallica üyeleri, coğrafi astroloji, düşsel bir hikâye, Matt Damon’ın rolleri, tüp bebek süreci, 2100 yıl sonra gün ışığına çıkan Hygieia ve öğrenme süreçlerine ev türetme yöntemiyle katmanlı bir bakış…
Fakat bazı sayılar, içindeki yazılar birbirinden habersiz yazılmış olsa da aynı cümleyi farklı ağızlardan söyler.
Bu sayının cümlesi şu: Saklı olan, doğru anda görünür hale gelir.
Astroloji Akademisi öğrencilerinin 2024 yılında, sınav sırasında ve kısıtlı bir süre içinde yazdıkları İkizler’de Mars–Uranüs yorumlarıyla açıyoruz sayıyı. Burada önemli olan yalnızca Mars–Uranüs kavuşumunun neyi sembolize edebileceği değil; sembol bilgisinin, zaman baskısı altında nasıl refleks hâline geldiğidir.
Her öğrenci aynı gökyüzü göstergesine bakıyor ama başka bir kapıdan içeri giriyor. Kitle imha silahları, ani saldırılar, cinnet, iletişim, manipülasyon, ulaşım, nefes, çift olaylar, sahtecilik, kopuş ve kolektif etki… Tek bir gösterge, farklı zihinlerde çoğalarak kolektif bir okuma alanına dönüşüyor.
Burçin Yalçın, Jüpiter’in Aslan burcuna geçişini incelerken büyüyen, görünür olan ve sahneye çıkan temaları ele alıyor. Çocuklar, liderler, sanatçılar, ünlüler, spor, sağlık, yangınlar, skandallar, borsa ve altın… Burada Jüpiter yalnızca genişleten değil, saklı olanı büyüterek görünür kılan bir gösterge gibi çalışıyor. Gündemin sahnesi açılıyor; bazı şeyler alkışla, bazıları ise ifşayla ışık alıyor.
Hacer İnanç’ın “Bir Ağacın Yıkılışı” yazısı, sayının kapağındaki ağacın iç sesini duyar gibi. Bir ağacın devrilmesi yalnızca fiziksel bir olay değildir; kökün, zamanın, yerin ve dayanıklılığın aynı anda konuştuğu bir kırılma anıdır. Hacer, olay haritasına bakarken bize yalnızca “ne oldu?” sorusunu değil, “o anın doğası neydi?” sorusunu sorduruyor. Çünkü bazen büyük semboller büyük olaylardan değil, tam karşınızda devrilen bir ağaçtan çıkar. Kök görünmez; ama sonuç gövdenin düşüşünde duyulur.
Yasemin İnce, Metallica üyeleri Kirk Hammett ve Robert Trujillo’nun gizlice Denizli’ye gelişini anlık olay haritası üzerinden okuyor. Haber önce belirsiz bir kanaldan geliyor, sonra birincil kaynakla doğrulanıyor. Bir konser iptalinin arkasında kalan gerilim, bu kez küçük, kapalı ve sembolik bir ziyaret üzerinden yeniden görünür oluyor. Burada bilgi de yolculuk ediyor; yabancılar geliyor, haber yayılıyor, gizli olan kendini gösteriyor. Venüs, Merkür, 8. ev, 9. ev, aşkın deklinasyon ve sanat teması aynı hatta birleşiyor.
Meltem Demircioğlu ise bizi başka bir soruya götürüyor: Sadece ne zaman değil, nerede? Astroloji çoğu zaman zamanla birlikte düşünülür; transitler, döngüler, ilerletimler… Oysa insan hayatındaki büyük karşılaşmalar yalnızca belirli zamanlarda değil, belirli coğrafyalarda da olur. “Bir Karşılaşmanın Coğrafyası” bize şehirlerin, hatların, yolculukların ve yabancıların da haritanın içinde konuştuğunu hatırlatıyor. Bazen insan bir yere gitmez; bir yer insana gelir. Bazen bir hat, bir şehri değil, bir karşılaşmayı taşır.
Alpkan Ürkmez’in “Bulutları Sulayan Balinanın Şapkasındaki Kumlar ve Orak” başlıklı hikâyesi, bu sayının teknik okumaları arasında rüya kapısını açıyor. Narlar yuvarlanıyor, kelebekler fırlıyor, ağaçlar gülüyor, kum yağıyor, gözleri bağlı siluetler beliriyor, orak yükseliyor, bir köpek karanlığın içinden çıkıyor. Burada sembol açıklanmıyor; yaşanıyor. Diğer yazılarda haritalar üzerinden okuduğumuz yeraltı, korku, doğum, eşik ve dönüşüm temaları bu kez bir bilinç akışının içinde karşımıza çıkıyor. Bazen astroloji bir şema değil, bir görüntü üretir.
Gülçin Yaman, Matt Damon’ın rollerinde tekrar eden “eve dönme” ve “kurtarılma” temasını doğum haritası ve karakter haritası üzerinden inceliyor. Sinema burada basit bir popüler kültür alanı olmaktan çıkıyor; 5. evin, rolün, karakterin, krizli mekânların ve uzak coğrafyaların sembolik tekrarlarını izlediğimiz bir laboratuvara dönüşüyor. Matt Damon Mars’ta, uzayda, savaş alanında, denizaşırı bir destanda ya da kimlik krizinin içinde hep aynı soruya dönüyor: Eve nasıl döneceğim? Bu sayı boyunca kök arayan ağaçtan, şehir değiştiren insanlara, gizlice gelen yabancılardan eve dönmeye çalışan karakterlere kadar aynı tema dallanıp duruyor.
Çağla Çınar Müminoğlu’nun tüp bebek süreci üzerine yazdığı vaka ise sayının en kişisel ve en bedensel katmanlarından biri. Burada zamanın kalitesi doğrudan bedenin ritmiyle, tıbbi müdahaleyle, beklemeyle, foliküllerle, OPU süreciyle ve embriyolojik gelişimle temas ediyor. Hacer’in yazısında kökün altında işleyen görünmez süreçler vardı; Çağla’nın yazısında bedenin içinde işleyen görünmez süreçler var. Alpkan’ın hikâyesinde gözleri bağlı bir ebe vardı; burada modern tıp, laboratuvar ve gökyüzü birlikte konuşuyor. Saklı olan bu kez yerin altında değil, bedenin içinde büyüyor.
Yasemin İnce’nin Hygieia yazısı, 2100 yıl sonra gün ışığına çıkan bir tanrıça başı üzerinden bu sayının yeraltı ve görünürlük temasını zirveye taşıyor. Laodikeia’da bulunan Hygieia, yalnızca arkeolojik bir buluntu değil; şifa, hijyen, koruma, Asklepios hattı, Kheiron, Medusa, Algol, tıp tarihi ve kentin hafızasıyla birlikte okunan çok katmanlı bir sembol. Yeraltında saklı duran maddenin güzelliği, Güneş Boğa zamanı görünür hale geliyor. Saklı olan yalnızca çıkarılmıyor; ait olduğu mitolojik ve tıbbi hafızayla birlikte yeniden konuşmaya başlıyor.
Emre Gökdel ise öğrenme ve gelişme süreçlerini ev türetme yöntemiyle Koç ve Yengeç üzerinden açıyor. Yumurta, larva, koza ve kozadan çıkış metaforu, aslında bütün sayının arka planındaki döngüyü de anlatıyor. Karanlıkta beklemek, sindirmek, ayrıştırmak, eşikten geçmek, dışarı çıkmak ve yeniden bağ kurmak… Bu sayıdaki her yazı bir bakıma kendi kozasından çıkıyor. Kimi yeraltından, kimi bedenden, kimi coğrafyadan, kimi rolden, kimi rüyadan, kimi de öğrenme sürecinin kendisinden.
Böylece 40. sayı, tek bir merkezden dallanan çok katmanlı bir ağaç gibi kuruluyor.
Köklerinde saklı bilgi var.
Gövdesinde zamanın taşıdığı ağırlık var.
Dallarında öğrenciler, olaylar, bedenler, şehirler, tanrıçalar, hikâyeler ve karakterler var.
Bazı yaprakları ışığa çıkıyor.
Bazıları hâlâ karanlıkta bekliyor.
Ama hepsi aynı şeyi hatırlatıyor: Astroloji yalnızca yukarıya bakmak değildir. Bazen aşağıya, köke, toprağa, bedene, eski bir taşın arasına, bir şehrin hattına, bir rolün tekrarına, bir haberin ilk çıktığı ana ya da bir öğrencinin sınav kâğıdına bakmaktır.
Çünkü gökyüzü yalnızca tepemizde durmaz.
Bazen bir ağacın kökünde,
bazen bir tanrıçanın yüzünde,
bazen eve dönmeye çalışan bir karakterde,
bazen laboratuvarda bölünen bir hücrede,
bazen de karanlık bir odada tutulan orakta konuşur.
Bu sayı, saklı olanın görünür hale geldiği yerlerden geçiyor.
Dikkatli bakın.
Bazı dallar sizi çağırıyor olabilir.
Geçmişte olmuştu, şimdi oluyor ve gelecekte tekrar olacak.
Ama bu sefer farklı...
Arenox (AI)
| Diğer Özellikler | |
|---|---|
| Stok Kodu | Z0040 |
| Marka | - |
| Stok Durumu | Var |
İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 2016 ve 2024 yıllarını kapsayan tüm sayıları bir arada3.420,00 TLKDV Dahil 2.736,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisine 1 yıllık dijital abonelikKDV Dahil 400,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 36. 2025 Yaz SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 35. 2025 İlkbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 34. 2024 Kış SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 33. 2024 Sonbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 39. 2026 İlkbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 38. 2025 Kış SayısıKDV Dahil 120,00 TL
-
Zodyak Astroloji Dergisi'nin 37. 2025 Sonbahar SayısıKDV Dahil 120,00 TL
Ürün Etiketleri
