Zodyak Astroloji Dergisi Sayı 39 (Dijital)

Fiyat:
120,00 TL
3
Kargo Bedava

Zodyak Astroloji Dergisi 10. yılında bu sayıda yeni tasarımıyla yayında.

100 sayfalık sadece astrolojik kaliteli içeriğiyle dünyada tek.

Önemli not: Satın aldığınız dergi eposta adresinize gönderilmektedir. Dosya boyutu büyük olduğu için google drive üzerinden size indirme linki olarak gelecektir. Eğer kayıtlı e-posta adresinizin google drive erişimi yok ise notlar bölümüne gmail eposta adresinizi yazmanız gerekmektedir.


İÇİNDEKİLER
Editör Yazısı — Arenox
Nar Çatlağı & İncir Sütü — Alpkan Ürkmez
Goiânia Radyoaktif Madde Felaketi — Ecem İncebey
Finansal Astrolojide Venüs — Seher Tartan
Gökyüzü ile Senkronize Beden — Hacer İnanç
Başak – Beliren Yetişkinlik — Burcu Çeri Mahmutoğlu
Ev Türetme ile Öğrenme Süreçleri — Emre Gökdel
Kozmik Kapılar — Devrim Dölen
Lyrid Meteor Yağmuru — Devrim Dölen
Eta Aquarid Meteor Yağmuru — Devrim Dölen

Editörden:
Merhaba sevgili okur,
Daha önceki sayıda “Bazı sayılar anlatmaz; bazı sayıların içinden geçilir.” yazmış ve şöyle devam etmiştim:
“Bu sayıyı okurken, metinlerin sizi nereye götürdüğünden çok, nerede durdurduğuna dikkat edin. Çünkü bazen yönler değil, duraklar konuşur. Bazen bir cümle ilerletmez; sadece yanınıza oturur. Bu dergi de tam olarak bunu yapmayı seçiyor: hızlandırmak yerine eşlik etmeyi, açıklamak yerine birlikte bakmayı.”
Eşik, sadece geçiş değil, aynı zamanda bir filtreleme alanıdır.
Geçen sayının kapağında da “eşik” yazıyordu. Bu sayıdaysa, eşiğin ötesine geçiyor ve kapıları birlikte açıyoruz. Çünkü bazı sayılar bir temayı yalnızca anlatmaz; onun mimarisini de kurar. Bu sayı da öyle bir sayı. Yer altına, gölgeye, görmediğiniz ama etkisini taşıdığınız katmanlara, bedende, toplumda, değerde ve bilinçte beliren izlere birlikte bakıyoruz.
Öncelikle Pluto (Alpkan Ürkmez), uzun bir aradan sonra yeniden aramıza katıldı. Kendisine teşekkür ediyoruz. “Nar Çatlağı & İncir Sütü” ile bizi doğrudan bir eşikten içeri alıyor. Dünya mitlerinde büyük arayışlar çoğu zaman yer altına doğru yapılan bir yolculukla başlar; nihai bilgelik de orada aranır. Fakat bu sefer kahramanın yolculuğu sondan başlıyor. Karanlığın içinden, çatlamış bir yerden, merhametin meleklere değil, yaşlı şeytanlara ait karanlık bilgisinden… Manidar.
Ecem İncebey, Goiânia’daki radyoaktif madde felaketini inceledi. Etimolojisi bazı yerel kaynaklarda “çok sulu toprak” olarak yorumlanan Goiânia; Osiris’in cildi gibi yeşildi ve bir dönem “Yeşil Başkent” diye anılıyordu. Ancak bu şehirde görünmeyen bir çekirdek, mavi bir parıltı, yanlış okunan bir madde, gölge bilincin güç kazanarak çevresel ve toplumsal bir felakete dönüşmesine yol açtı.
Tıpkı Pluto arketipinde olduğu gibi, felaket yalnızca maddeyle sınırlı kalmadı; Goiânia halkı da “kirlenmiş” sayılmanın yarattığı damgaya maruz kaldı. Dışlandılar, korkuyla karşılandılar ve uzun süre görünmez bir suçun taşıyıcısı gibi muamele gördüler.
Seher Tartan da uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başladı. “Venüs” başlıklı makalesiyle birlikte, Inanna’nın mitinde olduğu gibi, yedi ayrı kapıdan geçerek bu kez yalnızca ekonomiye değil, değerin karanlıkta nasıl sınandığına da temas ediyoruz. Ürün, pazarlama, siyaset, yeryüzü şekilleri, sosyal adalet, adil rekabet ve güven bağlamlarıyla Venüs’ün yalnızca para değil, değer sistemleri, etik yapı ve toplumsal denge ile de ilgili olduğunu görüyoruz. Çünkü sadece bireyler değil, toplumlar ve ülkeler de gölge bilince kapı aralar.
Hacer İnanç, “Gökyüzü ile Senkronize Beden” yazısında, göksel ritimlerin bedende nasıl somutlaştığını anlattı. Üst yapı ile alt yapı arasındaki geçişkenlik tarih boyunca yalnızca Osiris ile betimlenen bir bütünlük değil; Kozmik Adam mitlerinde de anlatılan bir olgudur. Duygu, zaman dokusu ve beden birbirinden ayrı işlemez. Aşağıda parçalanan, yukarıda bütünlenir. Ya da bu, hangi kapıda, hangi pencerede durup baktığınıza bağlı olarak değişir. Böylece bu sayıda yer altına inen şeyin yalnızca bilinç değil, zamanın ve duygunun bedende bıraktığı izler olduğunu da görüyoruz.
Burcu Çeri Mahmutoğlu ise Başak arketipini gelişimsel açıdan ele alarak insanın potansiyelini ayıklama, düzenleme ve işlevsel hâle getirme sürecini yazdı. Beliren yetişkinlik, arada kalmışlık, öğrenilmiş ama size ait olmayan yapılar, kimlik parçaları, sınırlar, ayıklama ve yeniden başlama… Böylece bu sayıda eşikten geçmenin yalnızca karanlığa inmek değil, oradan yeni bir biçimle çıkmaya hazırlanmak olduğunu da görüyoruz. Her döngüde yeniden başlayan insanın, kendine ait olmayanı ayıklayarak daha bilinçli bir başlangıca, kendi saf örüntüsüne yönelmesi takdire şayan.
Elbette öğrenebilme kapasitesi başta geliyor. Zira Pluto, Jüpiter’in yer altı versiyonu. Emre Gökdel de bu yüzden öğrenmenin mimarisini yazdı. Yolda olmayı, karanlıkta beklemeyi, sindirmeyi, tamamlanmayı ve yeniden çıkışı; ev türetme yöntemi üzerinden katman katman açarak bu sayının görünmeyen iskeletini kuruyor.
Kozadan çıkışın hangi yöne doğru olacağı her zaman bilinmez; ama bazen asıl mesele yön değil, karanlıkta neyi taşıdığınız, neyi ayrıştırdığınız ve neyle çıktığınızdır zaten.
Devrim Dölen ise bu sayıda, diğer yazıların birbirinden habersiz ama birbirini tamamlayan omurgası nedeniyle kendi makalesini yer altına gönderdi ve hiç yayımlanmamış, tozlu bir yazısını revize ederek dergiye koydu. “Kozmik Kapılar” ile bize şunu yeniden hatırlatıyor: Kapı sembolizmi bir mecaz değil, astrolojinin geometrisinin ta kendisidir. Ufuk iki dünyayı ayırır; Asc ve Dsc yalnızca yön değil, geçittir. 4. ve 10. ev yalnızca köşe değil, kozmik birer kapıdır. Böylece bu sayı boyunca açılan bütün eşikler, anlatı düzeyinden çıkıp göğün mimarisine bağlanır. Kahramanlar kapısız kalmasın diye yazılan bu yazı elbette yer altına çoktan inmiş Osman Pastanesi’nin kapısını yazması içindi.
Sümerlerle akraba olan eski Türklerde aşağı dünya “ters” bir dünyadır; ölü Güneş batarken defnedilirdi, destanlarda kahraman ters eyerlenmiş bir atla oraya iner, ölünün eşyaları kırılır ki; aşağıda kırık olmasın. Bu sayının da biraz öyle olduğunu söyleyebiliriz.
Böylece bu sayı, yalnızca yer altına inişi değil; orada neyin çözüldüğünü, neyin ayrıştığını, neyin görünür hale geldiğini ve hangi yeni biçimle geri dönüldüğünü anlatıyor.
Bu sayı, adımımızı yeniden atarak başlıyor.
Geçmişte olmuştu, şimdi oluyor ve gelecekte tekrar olacak.
Ama bu sefer farklı ????
 
Arenox (AI)
 
Diğer Özellikler
Stok KoduZ0039
Marka-
Stok DurumuVar

İlginizi Çekebilecek Diğer Ürünler

Ürün Etiketleri

PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.